FMO'dan Haberler                                                                                                 ÜYE BİLGİSİ GÜNCELLEME
 Başlıklar

 

Lütfen görüş ve önerilerinizi bize aktarın

Yararlı Siteler

Fizik Mühendisliği Bölümleri

Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümleri

Matematik Mühendisliği Bölümleri

Türk Üniversiteleri ve Kamu Kuruluşları

        Ögrenci Üyeliği Devam Ediyor

Bilgi Edinme Başvuru Formu

 

Ülkemizde Nükleer Enerji Üretimine Geçişte

TAKİBİ Gereken YOL HARİTASI

 

Dr. Abdullah ZARARSIZ

TMMOB Fizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı 

             Son yıllarda ve özellikle de  son günlerde gerek Başbakan, gerek Enerji ve Tabi Kaynakları Bakanı ve ilgili yetkililer tarafından ülkemizde enerji üretiminde bir alternatif ve  enerji kaynaklarında çeşitlilik olabilmesi amacıyla   nükleer enerji santrallerin kurulmasına yönelik çalışmalar başlatıldığı ve önümüzdeki günlerde konunun kamuoyuna açıklanacağı beyan edilmektedir.           

            6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin kuruluş Yasası’nın 2.maddesinde; Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardım ve tekliflerde bulunmak....,şeklinde ifadesi yer almaktadır. TMMOB’ye bağlı 23 Odadan biri olan ve bünyesinde Fizik Mühendislerinin yanı sıra Nükleer Enerji ve Matematik Mühendislerini de bulunduran Fizik Mühendisleri Odası (FMO); Nükleer Enerji Santrallerinin ülkemizde kurulmasına yönelik yapılan çalışmalarda yetkili kurum ve kuruluşları bilgilendirmek sorumluluğu ile hareket etmektedir. Bu çerçevede nükleer enerji santrallerin ülkemizde kurulması kararı verilirken aşağıda belirtilen hususların göz önüne alınarak bir  yol haritası oluşturulması gereğine inanmaktayız.  

         Geçmişte gündeme gelen nükleer santral ihaleleri sırasında konunun değişik çevrelerce bilime ve akla aykırı iddialarla istismar edildiğine çok defa şahit olunmuştur. Bu itibarla Fizik Mühendisleri Odası  olarak, nükleer enerji konusunun politik mülahazalardan uzak bir şekilde teknik ve bilimsel temelde tartışılması gerektiği düşünülmektedir. Nükleer enerjinin tamamen ihtisas gerektiren bir konu olmasına karşın, farklı çevrelerin kendi öznel yaklaşımları paralelinde değerlendirme yapmaları ve bu değerlendirmelerin de karar mercii konumundaki kişi ve kuruluşları yanlış yönlendirebileceği endişesi duyulmaktadır. Enerji politikası,  siyasi yaklaşım gerektiren stratejik bir konu olmakla beraber. Ancak, Konu ile ilgili meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin yapacakları ve yapmaları gereken değerlendirmelerin rasyonel kriterlere ve gerçekçi verilere dayanması gerektiği kaçınılmaz olup, bu bağlamda meslek odalarının teknik eksenli görüş bildirmelerinin daha doğru bir yaklaşım olacağı düşünülmektedir. 

        Nükleer teknoloji, 20. yüzyılda insanlığın hizmetine sunduğu ürünlerle vazgeçilmez olduğunu kanıtlamış ve enerjiden - sağlığa, tarımdan - çevreye kadar pek çok alanda işlevsel olmuştur. Gelecekte de nükleer teknolojinin insanlığa hizmeti hiç kuşkusuz devam edecektir. Bu gün ülkemiz, nükleer teknolojiden sınırlı da olsa yararlanmakta ancak, gelişmiş ülkelerin arasındaki hakkettiği yeri alabilmek için nükleer teknoloji gibi ileri teknolojilerde söz sahibi olmamız gerekmektedir. Bu nedenle, bilim ve teknoloji politikamızın, edilgen değil etken olması ve gelişmiş ülkeleri takip eden konumdan çıkarıp öncülük eden bir konuma kavuşturulması gerekmektedir. 

Nükleer enerji üretim teknolojilerinin teminini diğerlerinden farklı kılan en önemli özellik, yüksek düzeyde uluslararası denetimi ve işbirliği  gerektirmesidir.  Ülkelerin nükleer enerjiden yararlanmaya yönelik faaliyetleri, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı Nükleer Enerji Ajansı (OECD/NEA), Avrupa Birliği Komisyonu (EC) gibi kuruluşlar tarafından izlenmektedir. Bu nedenlerle, herhangi bir ülkenin elektrik enerjisi üretiminde nükleer enerjiden yararlanılması kararı, o ülkeye ulusal ve uluslararası yükümlülükleri de beraberinde getirmektedir.  Ülke şartları etüt edilmeden, enerji politikası belirlenmeden ve nükleer enerji programı oluşturulmadan, bir projenin uygulanması, hem enerjiden yararlanılması kararı, o ülkeye ulusal yerli katkının yeterince sağlanamamasına hem de  maliyetlerin yükselmesine sebep olur. 

Nükleer enerji programının gerçekleşmesi hükümetlere bağlı olmadan devlet politikası olarak benimsenmelidir. Enerji planlarında nükleer enerjiye yer verme kararı elbette siyasi bir karardır. Bu durum tüm enerji üretim seçenekleri için de geçerlidir. Ancak nükleer enerjiden yararlanmak hükümetlerin 4-5 yıl süren icraat dönemlerini çok aşan uzun vadeli plan ve programlar gerektirdiğinden konunun devlet politikası ile doğrudan bağlantısı bulunmaktadır.

 

Nükleer enerji programının yürütülmesinde en önemli husus ise; ilgili kurum ve kuruluşlar arasında görev, yetki ve sorumluluklar ile bunlar arasındaki ilişkilerdeki hiyerarşinin tanımlanmış olmasıdır. Bu nedenle ilgili kurum ve kuruluşlar;  kanun, tüzük ve yönetmeliklerle karar verebilecek ve uygulamayı yürütebilecek şekilde yetkilendirilmiş ve kendi organizasyon yapısı içinde bu sektörün gereksinimlerini karşılayabilecek şekilde teçhiz edilmiş olmalıdırlar. 

Nükleer güç programının yürütülmesinde, kalifiye insan gücü, teçhizat, malzeme ve mali kaynaklara uzun bir zaman sürecinde gereksinim duyulduğundan programı yürütecek olan ülkede gerekli koşullar yerine getirilmiş ve program kapsamındaki projelerle ilgili yatırım ve endüstriyel destek programlarının devamlılığını sağlayacak politikalar üretilmiş olmalıdır. Nükleer enerji programının gerçekleşmesi hükümetlere bağlı olmadan, devlet politikası olarak benimsenmeli ve programın yürütülmesi ile ilgili hususlar, yasal düzenlemeler içerisinde yer almalıdır. Nükleer enerji santralarını içeren uzun vadeli nükleer enerji programlarını yürüten ülkelerde; nükleer enerji, ulusal birimlerin geliştirilmesinde, destekleyici organizasyon yapılarının kurulmasında  ve en önemlisi endüstrinin kendini geliştirmesinde bir motivasyon kaynağı ve garantisi olacaktır. 

Nükleer enerji programı kapsamında özellikle teknoloji transferi programı da bulunmalı ve transferin gerçekleşmesi ile ilgili politikalar belirlenmiş, tedbirler alınmış olmalıdır.  

Bunun için;

§         Meslekler  arasında işbirliğini gerektiren ve çok geniş bir yelpazede yer alan nükleer teknoloji alanında araştırma ve geliştirme faaliyetleri; üniversiteler, sanayi ve araştırma kurumları ile işbirliği içerisinde yürütülmelidir.

  • Nükleer konularda şeffaflık ve açıklığa önem ve öncelik verilmelidir.
  • Nükleer teknoloji planlaması ve uygulamasında yerli katkının en üst seviyeye çıkartılması için belirlenecek makul süre içerisinde altyapının oluşturulması gereklidir. Ulusal sanayiinin zaman içinde entegrasyonu ile nükleer teknolojinin sanayiimize kalite ve güvenlik bakımından sağlayacağı katkı artacaktır.
  •  Nükleer teknolojinin ülkemize kazandırılmasında devlet sektörü öncülük etmeli, özel sektörün katılımı planlı ve kontrollü olarak gerçekleşmelidir.

§         Nükleer tesislerde kaza olma ihtimaline karşı ilgililerin yapabilecekleri en önemli icraat, güvenliğin sağlanmasını birinci önceliğe oturtan her tür düzenlemenin yapılmasını sağlamaktır.

§         Nükleer teknoloji ve nükleer enerji üretimi konusunda kamuoyu objektif bir şekilde  bilgilendirilmeli ve bu konularda güven arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmalar yapılırken kesinlikle ısrarcı ve aşırıya kaçınılmamalıdır.

  • Ülkemiz  nükleer güç ve yakıt çevrimi teknolojilerini sadece barışçı amaçlarla kullanmalı ve söylemlerde bu husus özellikle vurgulanmalıdır. Bu konuda yapılan uluslararası anlaşmalar kamuoyuna açıklanmalıdır.

§         Nükleer teknoloji programının bir parçası olarak, nükleer yakıt çevriminde ortaya çıkan tüm atıkların (düşük, orta ve yüksek seviyeli atıkların)  güvenli  bir  şekilde bertaraf edilmesine yönelik gerekli altyapı çalışmalarının önceden düşünülmesi ve planlanması gereklidir. Bu konu, kamuoyunda istismara açık konuların başında gelmektedir.

§         Nükleer tesislerin işletilmesi ve hizmetten çıkarılması sırasında ortaya çıkan atıklar ile tesis söküm masrafı için gerekli finansman nükleer tesis işletmeye başlamadan önce dikkate alınmalıdır. Bu konuda dünyadaki uygulamalar takip edilmelidir. Atık depolama ve tesis söküm masrafları elektrik üretim maliyeti içinde  yer  almalıdır. Böylece  tesisin  işletim   ömrü   boyunca   gerekli   kaynak toplanmış olacaktır. Dünyadaki yaygın uygulamada bu şekildedir. Bu anlamda yapılan öngörüler net şekilde kamuoyuna aktarılmalıdır.

  • Nükleer teknolojinin tüm alanlarında hukuksal ve kurumsal alt yapının bir an önce oluşturulması, düzenleyici/denetleyici kuruluşun tam bağımsız ve özerk olması ile bu kurumlarda çalışanların siyasi otoritenin etkisinden uzak, konularında yeterli bilgi ve deneyime sahip kişilerden  seçilmesine özen gösterilmesi gerekmektedir.

Ülkenin nükleer enerji programı hazırlanırken üzerinde önemle durulması gerekli olan temel faktörler ise;  

-     Elektrik şebekesinin yapısı,

-     İlgili kurum ve kuruluşlarla, bunların etkili karar alabilme kapasiteleri,

-     Nitelikli insan gücü ve eğitim,

-     Teknoloji transferi,

-     Finans durumu.

Bu konularda, ülke koşullarının saptanması ve bu şartlara göre bir nükleer enerji programının hazırlanması gerekmektedir.

 

 

Adres: GMK Bulvarı, Onur İşhanı, 12/90 Kızılay /ANKARA Tel: 0312 418 61 09 Fax: 0312 418 31 56

 
 

Bu sayfayı en doğru biçimde İnternet Explorer 4.0 ve üstü tarayıcı + 800x600 çözünürlükte görüntüleyebilirsiniz.