|
YETKİN MÜHENDİSLİK NEDİR? 17 Ağustos depreminin sonrasında yaşanan
gelişmelerden bir tanesi de Mühendislik ve Mimarlık alanında
gerçekleşti. Özellikle deprem sonrası yeniden ortaya atılan Proje ve
Kontrolluk Hizmetleri Büroları Yönetmeliği ile ilişkili olarak uzunca
bir süredir üzerinde çalışılan Yetkin veya Uzman Mühendislik
uygulaması temel noktaydı.
Uzman mühendislik konusunda uzunca süredir İnşaat Mühendisleri Odası
(İMO) ve bazı üniversiteler ortak çalışma yürütmekteydi. Bu
çalışmaların sonucu Şubat 1998'de çıkarılan bir broşürle somutlandı.
. Peki yetkin mühendislik nedir? Halen uygulanmakta olan yasa ile
yetkin mühendis ünvanını almak için iki şart aranmaktadır.Bunlar, kamu
kurum ve kuruluşlarında çalışanlar hariç Türk Mimar ve Mühendis
Odaları Birliği'ne üye olmak ve yüz kızartıcı bir suçtan hüküm
giymemiş olmak şeklindedir. Gündeme getirilen yasa tasarısı ile
aşağıdaki maddelerin de eklenmesi düşünülmektedir.
" 1.İlgili meslek alanlarında, uzman mühendisler veya uzman
mimarlar denetiminde en az beş yıl çalışmak ve bunu belgelemek,
2.Uzman mühendis ve mimar sınavında başarılı olmak"
Ayrıca, sınav komisyonunun çalışma usülleri, sınavın niteliği gibi
ufak(!) ama önemli ayrıntıların yönetmeliklerle düzenleneceği
belirtilmektedir. İMO tarafından azırlanan broşürde yetkin mühendis
kısaca meslek bilgisini ve deneyimini kişi ve toplum yararına sunan,
çalışmalarını meslek etiği kurallarından ayrılmadan sürdüren mühendis
olarak tarif edilmektedir. Ve yetkin mühendislik taslağı ile, şu an
çarpık bir yapılaşma içerisinde olan mühendislik uygulamalarının
düzenlenmesi, denetimlerin tam olarak yapılması, hizmetin mesleki
açıdan yetkin insanlar tarafından verilmesi, hizmet içi eğitimin
sağlanması gibi amaçların hedeflendiği belirtilmektedir. Aslında,
yukarıda belirtilen tanım ve amaçlar bir mühendisin asgari düzeyde
sahip olması gereken vasıflarıdır.
İlk olarak, beş yıllık çalışma süresi ile ilgili madde çeşitli
soruları gündeme getirmektedir. Özellikle bu sürenin uzunluğu dikkat
çekmektedir.İMO tarafından hazırlanan broşürde de belirtildiği üzere
İngiltere'de buna benzer bir yasa inşaat sektöründe uygulanmakta fakat
çalışma süresi iki yılla sınırlı tutulmaktadır. Bu maddeyle ilgili
olarak, bu beş yıllık süreçte mühendislerin UZMAN mühendis olarak
değil de bir nevi STAJER mühendis olarak çalışacakları önemli bir
noktadır.
İkinci bir nokta ise, tasarıda belirtilen sınav konusudur.
Tasarıda, sınav içeriği ile ilgili hiç bir bilgiye rastlanmamaktadır.
Fakat ek bir madde ile sınav komisyonu aşağıdaki şekilde
tanımlanmıştır:
"Sınav komisyonu 7 üyeden oluşur. Üyelerin 2'si Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı'nı temsil eder.Diğer 3 üye Yüksek Öğretim Kurulu'nca (YÖK)
teklif edilecek 5 aday arasından, diğer iki üye ise TMMOB tarafından
teklif edilecek 4 üye arasından bakan tarafından seçilir.
Sınav komisyon üyeliklerine aday gösterileceklerin; uzman mühendis
veya mimar ünvanına sahip olanları ve mesleğinde 15 yıl fiili olarak
çalışmış veya öğretim üyeliği ve görevliliği yapmış olmaları
gerekmektedir."
Çok basit bir hesapla sınav komisyonun 7 üyesinden 5'i devletin
kurumları tarafından atanmaktadır. Bu özünde TMMOB'un işlevselliğini
ortadan kaldırmakta ve onu bir formalite haline getirmektedir. Ayrıca
yukarıdaki madedeye ek olarak, sınav komisyonun ilk oluşumunda
üyelerin uzman olmaları şartı aranmamakadır. Sonuç olarak, tam olarak
ne olacağı belli olmayan bir sınav ve sınav komisyonu bizleri
beklemektedir.Böyle bir durumda bu sınavın neyi, nasıl ölçeceği de
ilginç bir konudur.
Bunalara ek olarak, tasarıda hangi durumlarda uzmanlığın düşeceği
de belirlenmiştir. Bunlar;
" 1. Belge sahibinin iş göremiyecek akli ve bedensel mağluliyetinin
bulunması ve yetkili kurumlarca verilecek raporla saptanması,
2. ilgili meslek odasından ihraç edilmesi,
3. uygulamalarında ölüm ve yaralanmalara sebebiyet verecek kusur veya
ihmal yaptığının ceza davası zamanaşımı süresi içinde tespit edilmesi,
4. yüz kızartıcı bir suçtan hüküm giymesi"
Bu noktaya kadar yasa taslağından ve İMO broşüründen aktardığımız
alıntılarda temelde yasanın iyi niyetle hazırlanmış ve toplum yararını
gözetmekte olduğu algılanabilir. Ama belirttiğimiz bir çok noktasının
muamma içinde olması, devetin bu uygulamada büyük bir söze sahip
olması ve ileri bir uygulama olarak proje denetlemelerinin özel
şirketlere bırakılmasının gündeme gelecek olması, bu tasarının hiçte
öyle iyi niyetli olmadığının bir göstergesidir. Diğer sorgulanması
gereken konu ise, çok çarpıcı olarak, devletin kendi üniversitelerinde
verdiği eğitime güvenmediğinin açıkça ortada olmasıdır. Üniversite
mezunları, hizmet verecek yetkinlikte görülmemektedirler.
|